| Başlık | Anlamı |
|---|---|
| kabalak |
yaprakları kabağa benzeyen sulak yerlerde yetişen bir ota verilen isim |
| kaklamak |
kesmek |
| KAKLAMAK: |
BİR BÜTÜNÜ İKİYE AYIRMAK. |
| kalbur |
iri gözlü, özellikle buğday elemek için kulanılan elek |
| Kaş(Gaş) |
Güneşlenilecek yer Balkon |
| KEH |
KENAR |
| kes |
buğday ya da fasülye gibi dallı kuru ürünlerin destelerinin harmanda işlenmesinin ardından fazla parçalanmadan oluşan iri taneleri |
| KESE: |
KISA YOL. |
| keşik |
sıra, nöbet Örn: sığır keşiği |
| kodak |
1. yavru katır anlamında kullanılmaktadır. 2. birinin arkasına takılıp giden birinin peşinden takip eden anlamında kullanılmaktadır. daha ayrıntılı olarak http://tdkterim.gov.tr/bts/?kategori=veritbn&kelimesec=200623 tıklayınız. |
| köftere |
su arkların tarlaların argına bağlana ağzı |
| kömüre |
birikmiş hayvan dışkısı |
| kömüş |
camız, manda |
| kösere |
kesici aletlerin uçlarını keskinleştirmek için kullanılan ve elle çevrilerek çalışan bir çatal ağacın ortasına takılmış ortası değil silindir şeklinde yuvarlak taştan oluşan alet. |
| kundak |
yavru, özellikle kedi yavrusu |
| Künde |
kesme tahtası olarak kullanılan kütük |
| kupay |
av köpeği, kopay |

